Nedir?Salesforce

Salesforce Heroku Nedir?

Modern yazılım geliştirme ekipleri, bulut tabanlı altyapı çözümlerine olan bağımlılığını her geçen gün artırıyor. Salesforce’un Aralık 2010’da satın aldığı Heroku, geliştiricilerin sunucu yönetimi yerine ürün geliştirmeye odaklanmasını sağlayan bir Platform as a Service (PaaS) çözümü olarak öne çıkıyor. Salesforce Heroku, özellikle hızlı prototipleme ve ölçeklenebilir uygulama ihtiyaçları olan ekipler için altyapı karmaşıklığını ortadan kaldıran bir ekosistem sunuyor. Container tabanlı mimari ve Git entegrasyonu ile geleneksel deployment süreçlerini radikal biçimde sadeleştiren bu platform, Salesforce ekosisteminin teknik genişleme noktalarından birini oluşturuyor.

Salesforce Heroku Platform Mimarisi

Heroku’nun temelinde yatan container teknolojisi, uygulamaların izole ortamlarda çalışmasını sağlayan bir yapı kurmuş durumda. Her uygulama “dyno” adı verilen hafif, Linux tabanlı container’larda yaşam döngüsünü tamamlıyor. Bu mimari tercihi, kaynak tahsisini dinamik hale getirirken aynı zamanda güvenlik katmanlarını da güçlendiriyor.

Buildpack mekanizması, Heroku’nun çok dilli yapısının can damarını oluşturuyor. Bir geliştirici Ruby, Python, Node.js, Java, PHP, Go veya Scala ile yazılmış projesini platforma gönderdiğinde, buildpack otomatik olarak gerekli bağımlılıkları tespit edip runtime ortamını hazırlıyor. Geleneksel sunucu konfigürasyonunda saatler sürebilecek bu süreç, saniyeler içinde tamamlanıyor.

Dyno’ların üç temel tipi bulunuyor: Web dynos, worker dynos ve one-off dynos. Web dynos HTTP trafiğini karşılarken, worker dynos arka planda asenkron işleri yürütüyor. One-off dynos ise veritabanı migrasyonları gibi geçici yönetim görevleri için kullanılıyor. 

Ölçeklendirme ihtiyacı doğduğunda, platform yatay olarak dyno sayısını artırarak yük dağılımını optimize ediyor. Ephemeral file system yaklaşımı, her dyno yeniden başlatıldığında dosya sisteminin sıfırlanması anlamına geliyor; bu da geliştiricileri stateless uygulama tasarımına yönlendiren bir mimari karar.

Uygulama Geliştirme Süreçlerinde Heroku’nun Rolü

Platform, geliştirme süreçlerini hızlandıran bazı temel prensipleri varsayılan olarak getiriyor. Twelve-Factor App metodolojisi, Heroku kurucularından Adam Wiggins tarafından 2011 yılında yayınlanan ve kod tabanı yönetiminden konfigürasyona, bağımlılıklardan eşzamanlılığa kadar birçok konuda belirlenen standartları içeriyor. Bu metodoloji, modern cloud-native uygulamaların temelini oluşturan prensipleri kodifiye ediyor.

Git Tabanlı Deploy Mekanizması

Heroku’nun deployment yaklaşımı, versiyon kontrol sistemiyle doğrudan bütünleşmiş durumda. Bir geliştirici git push heroku main komutunu çalıştırdığında, platform otomatik olarak build sürecini başlatıyor, bağımlılıkları yükliyor ve uygulamayı production ortamına taşıyor. Bu akış, continuous deployment pipeline’larını kurmayı kolaylaştırırken insan hatasını minimize ediyor.

GitHub ve GitLab gibi platformlarla kurulabilecek entegrasyonlar, her commit sonrası otomatik deployment veya pull request bazlı review app’lerin oluşturulmasını mümkün kılıyor. Review app’ler, özellikle takım içi kod incelemelerinde geçici test ortamları sağlayarak kalite kontrol süreçlerini güçlendiriyor.

Çoklu Programlama Dili Desteği

Polyglot yaklaşım, Heroku’nun rekabet avantajlarından birini oluşturuyor. Bir e-ticaret projesinde frontend için Node.js, backend API için Python, veri işleme için Java kullanılabilir durumda. Her servisin kendi buildpack’i ile ayrı dyno’larda çalışması, teknoloji bağımsızlığını garanti altına alıyor.

Custom buildpack oluşturma imkanı, eksotik diller veya özel runtime gereksinimleri olan projelere de kapı açıyor. Topluluk tarafından geliştirilen yüzlerce buildpack, COBOL’dan Rust’a kadar geniş bir yelpazede destek sunuyor.

Salesforce Heroku Özellikleri

Add-ons marketplace, Heroku ekosisteminin genişleme noktalarını temsil ediyor. Veri tabanından caching’e, monitoring’den logging’e kadar yüzlerce üçüncü taraf servis tek tıkla entegre edilebiliyor. PostgreSQL, Redis, Apache Kafka gibi popüler teknolojiler managed servis olarak sunuluyor.

Heroku’nun sunduğu dyno tipleri ve özellikleri aşağıdaki tabloda detaylandırılmıştır:

Plan Tipi Dyno Özellikleri Aylık Çalışma Süresi SSL Sertifikası Ölçeklenebilirlik
Eco 512 MB RAM 1000 saat (hesap bazlı) Otomatik Yatay (sınırlı)
Basic 512 MB RAM Kesintisiz Otomatik Yatay (sınırlı)
Standard 512 MB – 14 GB RAM Kesintisiz Otomatik + Custom Tam yatay
Performance 2.5 GB – 14 GB RAM Kesintisiz Otomatik + Custom Tam yatay + Dikey
Private Özelleştirilebilir Kesintisiz Gelişmiş İzole network

Heroku Connect, Salesforce ile çift yönlü senkronizasyonu sağlayan kritik bir bileşen. Salesforce objelerindeki değişiklikler Heroku PostgreSQL veritabanına yansırken, Heroku tarafında yapılan güncellemeler de Salesforce’a geri akıyor. Bu bidirectional sync mekanizması, custom uygulama geliştirirken Salesforce verilerine doğrudan erişim imkanı tanıyor. Connect, Salesforce ile etkileşimi optimize etmek için Streaming API ve Bulk API dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanıyor.

Heroku Teams ve Heroku Enterprise planları, role-based access control, private spaces ve dedicated runtime gibi kurumsal ihtiyaçlara yönelik özellikler barındırıyor. Shield özelliği ise HIPAA, PCI DSS gibi compliance gereksinimlerini karşılayan şifrelenmiş veri tabanı ve log yönetimi sunuyor.

Hangi Senaryolarda Heroku Tercih Edilmeli?

Startuplar ve MVP geliştirme süreçlerinde zaman ve maliyet optimizasyonu kritik önem taşıyor. Heroku, altyapı mühendisliği gerektirmeden hızlı deployment imkanı sunarak ürünün pazara çıkış süresini kısaltıyor. Bir fikrin prototipini oluşturup kullanıcı geri bildirimi toplamak için ideal bir zemin hazırlıyor.

Heroku’nun farklı kullanım senaryolarına uygun olduğu durumlar bulunuyor:

Prototip ve MVP Geliştirme

İlk aşamada kullanıcı sayısının az olduğu projelerde, ücretsiz veya düşük maliyetli planlarla başlamak mümkün. İşletme büyüdükçe ve trafik arttıkça, dyno sayısını artırmak veya daha yüksek performanslı planlara geçmek yalnızca birkaç tıkla gerçekleşiyor. Bu esneklik, lean startup metodolojisine uygun bir maliyet yapısı oluşturuyor.

Heroku Pipelines, development, staging ve production ortamlarının yönetimini otomatikleştiriyor. Bir feature branch’teki değişiklik önce review app’te test ediliyor, ardından staging ortamına promote ediliyor ve son olarak production’a alınıyor. Bu akış, deployment risklerini minimize ederken kod kalitesini artırıyor.

Mikroservis Mimarileri

Monolitik uygulamalardan mikroservislere geçiş yapan organizasyonlar için Heroku uygun bir platform sağlıyor. Her servisin bağımsız dyno’larda çalışması, deployment bağımsızlığı ve teknoloji çeşitliliği getiriyor. Service mesh ihtiyacı olmadan temel orchestration yetenekleri kullanılabiliyor.

Farklı sektörlerden ekiplerin Heroku’yu tercih ettiği durumlar şunları kapsamaktadır:

  • Hızlı prototipleme gerektiren startup projeleri ve Minimum Viable Product geliştirme süreçleri
  • Değişken trafik paternlerine sahip kampanya siteleri ve event-driven uygulamalar
  • Mikroservis mimarisine geçiş yapan orta ölçekli kurumsal projeler
  • Salesforce ekosistemiyle sıkı entegrasyon gerektiren custom web uygulamaları
  • Backend altyapısı yönetmek istemeyen küçük geliştirici ekipleri
  • CI/CD pipeline’ı hızla kurmak isteyen DevOps ekipleri

Heroku ile Alternatif Platformların Karşılaştırması

AWS Elastic Beanstalk, Google App Engine ve Azure App Service gibi alternatif PaaS çözümleri piyasada mevcut. Her platformun kendine özgü avantajları ve sınırlamaları bulunuyor.

Maliyet perspektifinden bakıldığında, düşük trafikli projeler için Heroku’nun fiyatlandırması rekabetçi gözükürken, yüksek trafik ve kaynak tüketimi olan projeler için IaaS çözümleri daha ekonomik olabiliyor. Ancak DevOps mühendisi maliyeti hesaba katıldığında, toplam sahip olma maliyeti (TCO) denklemi değişiyor.

Her platformun farklı güçlü yönleri ve sınırlamaları vardır:

  • AWS alternatif olarak daha geniş servis yelpazesi sunarken, Heroku kullanım kolaylığı ve hızlı başlangıç avantajı sağlıyor
  • Google Cloud Platform, machine learning ve big data konularında daha güçlü entegrasyonlar barındırırken, Heroku geleneksel web uygulamaları için optimize edilmiş
  • Azure, Microsoft ekosistemiyle derin entegrasyon imkanı tanırken, Heroku multi-cloud stratejilere daha açık
  • DigitalOcean App Platform maliyet avantajı sağlarken, Heroku daha olgun bir add-ons ekosistemi ve enterprise özellikleri sunuyor
  • Render ve Railway gibi yeni nesil platformlar benzer deneyim vaat ederken, Heroku’nun uzun yıllara dayanan tecrübesi ve Salesforce desteği güven unsuru oluşturuyor

Salesforce Ekosisteminde Heroku’nun Stratejik Konumu

Salesforce Customer 360 vizyonu içinde Heroku, custom uygulama geliştirme ve sistem entegrasyonlarının merkezinde duruyor. CRM verilerini işleyen, analiz eden veya üçüncü parti sistemlerle senkronize eden uygulamalar Heroku üzerinde hayat buluyor.

Einstein Analytics ile kurulan entegrasyonlar, Heroku uygulamalarının ürettiği verilerin yapay zeka modellerine beslenmesini sağlıyor. Bir IoT projesinde sensör verileri Heroku üzerinde toplanıp işlendikten sonra, Einstein Analytics bu verileri görselleştirip tahmine dayalı analizler üretiyor.

Mulesoft ile birlikte düşünüldüğünde, Heroku API geliştirme katmanını temsil ederken Mulesoft entegrasyon katmanını yönetiyor. Karmaşık enterprise senaryolarda bu iki platform birbirini tamamlayıcı roller üstleniyor. Legacy sistemlerle modern bulut uygulamaları arasındaki köprüyü kurmak için hibrit mimariler tasarlanabiliyor.

Salesforce Functions, serverless computing yeteneklerini Salesforce içine taşırken, Heroku daha kompleks ve uzun süren işler için tercih ediliyor. Kısa ömürlü, event-driven işlevler için Functions, sürekli çalışan servisler için Heroku mantıklı bir ayrım oluşturuyor.

Platform seçimlerinde teknik gereksinimler kadar ekip yetkinlikleri ve uzun vadeli mimari hedefler de belirleyici oluyor. Salesforce Heroku, altyapı yönetimini minimize ederek ürün geliştirmeye odaklanmak isteyen ekipler için cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Salesforce Heroku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Heroku üzerinde çalışan uygulamaların performansı nasıl izleniyor?

Heroku Metrics Dashboard temel metrikleri (response time, throughput, memory) sunarken, New Relic, Datadog gibi APM araçları add-on olarak entegre edilebiliyor. Log aggregation servisleri Papertrail veya Logentries aracılığıyla application logları merkezi olarak yönetilebiliyor. Custom metrikler için StatsD veya Prometheus entegrasyonları kullanılabiliyor.

Heroku’da veri güvenliği nasıl sağlanıyor?

Platform seviyesinde tüm data transfer SSL/TLS ile şifreleniyor. Heroku Postgres otomatik yedekleme ve point-in-time recovery özellikleri barındırıyor. Shield uyumlu uygulamalarda encryption-at-rest standart geliyor. Private Spaces, network izolasyonu ve VPN bağlantıları için dedicated infrastructure sağlıyor. Compliance sertifikaları arasında SOC 2, ISO 27001 ve PCI DSS bulunuyor.

Heroku Connect olmadan Salesforce entegrasyonu mümkün mü?

REST API veya SOAP API kullanarak doğrudan Salesforce’a bağlanmak mümkün. Ancak Heroku Connect, real-time senkronizasyon, conflict resolution ve automated schema mapping gibi özellikler sunarak geliştirme sürecini hızlandırıyor. External Objects kullanarak Salesforce tarafından Heroku verilerine erişim de alternatif bir yöntem oluşturuyor.

Hangi durumlarda Heroku yerine Salesforce Functions tercih edilmeli?

Salesforce Functions, Apex trigger’lardan çağrılması gereken, kısa süren (60 saniye altı) işlemler için optimize edilmiş. Event-driven, stateless ve Salesforce context’i içinde çalışması gereken logic için ideal. Heroku ise long-running processes, background jobs, web uygulamaları ve üçüncü parti sistem entegrasyonları için daha uygun. Her iki teknoloji birbirini tamamlayıcı şekilde kullanılabiliyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu